Kapıya doğru yönelmişti ki aklına biraz önce yemek yaptığı tencere geldi. Mutfağa doğru geçti, içerisinde yemek artıkları olan tencereyi suya tuttu ve duvarındaki kurumuş sebze artıklarını kaşık yardımıyla çıkardı. Kurumuş bir soğan parçası inat ediyordu gitmemek için ancak o da çabalayan biriydi. Ha gayret şimdi gidecek, işte gidiyor ve gitti. Işığı kapattı. Portmantoya döndü ve ne giyeceğini düşündü. Her ne kadar bahar gelmiş ve günboyu güneş açmışsa da gecenin serinliğine güvenmiyordu. Ne giymeliydi! Ne giymeliydi!! Ha işte, haki ceketi gözüne kestirdi. Eli cekete gitti ancak tereddüt etti, onun yerine malum ceketi aldı, karısı hiç sevmezdi, yakası yünlü ve beyaz renkli. Karısı yokken sıra hep ona gelirdi. Kapıyı açtı, kahverengi botunu giydi, ceplerini kontrol etti, anahtarı almıştı.
devamı için…